nasıl zayıflanır

Nasıl Zayıflarım? Benim İçin En Etkili Yöntem Nedir?

Kişinin günlük olarak harcadığı enerji miktarı birçok değişkenden etkilenir. Bunların en önde gelenleri: Kişinin kilosu, yaşı, hormonal durumu, günlük hareket miktarı, kas kitlesidir. İki kişinin aynı öğünü tüketmesi ile kilo alınabileceği doğrudur. Araştırmalar kilo, yaş, hareket miktarı ve hatta aynı hormonal düzeyde iki deneğin, aynı miktar ve kaloride beslenmesine rağmen obezite geninde bozukluk olanın diğerine göre belirgin olarak kilo aldığını gösterdi. İşte bu bulgu bilinen birçok yaklaşımı değiştirdi. Yani halk arasında sıkça söylendiği az ye, biraz da yürüyüş yap gibi bir yaklaşımın işe yaramayacağını ortaya koydu.

 Zayıflamak isteyen herkese uygulayabilecekleri birkaç basit sağlıklı öneri ile yaşam tazı değişikliği önermek istiyorum.

1) Günün en önemli öğünü kahvaltıyı atlamayalım ve uyanır uyanmaz metabolizmamızı da uyandıralım. Çalışmalar kahvaltı yapan ve öğün atlamayan kişilerin daha zayıf olduğunu gösteriyor.

2) Sadece kilo vermek için değil hayatınızın her döneminde hareket etmelisiniz. Unutmayın yedikleriniz ve yaktıklarınız dengede olmalı.

3) Basit şekerden uzak durun. Bunlar; şekerli tatlılar, meşrubatlar, kolalı asitli içecekler faydası olmadığı gibi içeriğindeki yüksek kaloriler başınıza bela olabilir.

4) Yeşillikleri, sebzeleri, doğru tahılları hayatımıza dahil edelim. Bol lifli ve antioksidan içeriği yüksek meyve ve sebzeleri tüketelim.

5) Günlük hayatın telaşı ve stresi hepimizi hızlı yemek yemeye itse de ana öğünlerimize gereken özeni gösterelim. Bedenimize iyi bakalım.

Bu beş adımı sağlıklı yaşam için gerekli alışkanlıklar için hayatımıza dahil ederek incelmek mümkün. Yoğun çalışma temposu nedeniyle kahvaltıya zaman ayıramayanlar için sabahları yiyecekleri bir elmanın bile faydalı olacağını hatırlatmak isterim. Meyveleri yemek üzerine alışkanlığı türk mutfak yapısına has bir beslenme tercihi de olsa, ara öğün olarak meyve tüketmek açlık krizlerini ve öğle yemeği gibi ana öğünlerde çok fazla kalori içeren gıdalar tüketilmesinin önüne geçecektir.

Hareketli yaşam tarzının sağlığımız üzerine katkıları tartışılamayacak kadar çok. En ideali hafif tempoda egzersiz alışkanlığını, en az haftada 3 kez, yaklaşık yarım saat olacak şekilde hayatımıza dahil etmemiz. Buna fırsat bulamayanlar için günde birkaç kez bir iki kat merdiven çıkmak, arabamızı uzağa park ederek yada otobüsten bir durak erken inerek 10-15 dakikalık yürüyüşler için fırsat oluşturmak mümkün. Aşırı kilo problemi olanların eklemlerine yük bindirecek ağır egzersizlerden kaçınmalarını tavsiye ederim.

Basit şekerler genellikle paketlenmiş atıştırmalıklarda bolca bulunur. O yüzden mümkün olduğunca hazır gıdalardan mümkün olduğunca hazır gıda tüketimimizi azaltmaya çalışalım. Taze meyve ve sebze tüketimini artırmaya çalışalım. Böylelikle hem basit şeker yerine kompleks şeker tüketmiş olur ve tükettiğimiz gıdalara lif de dahil etmiş oluruz.

İş temposu arttıkça, yemek için ayırdığımız zaman azalmakta. Erken sanayileşen toplumlar bunun zararı görüp, gerekli önlemleri de almaya başladılar. Fransa’da öğle yemeği süresi ortalama iki saat. Böylelikle yemek, dinlenmek, hatta yenilen yemeği sindirmek için gerekli zaman ayırılmış oluyor. Ülkemizde bunun uygulaması zor da olsa öğle yemeğinin daha özenli planlanması gerektiğini düşünüyorum.

kilo verilir

Zayıflamak doğru bir karardır 

Bu karar ne kadar erken alınırsa sonuçlar o kadar yüz güldürücü olmaktadır. Tercihimiz herkesin öncelikle diyet ve egzersizle zayıflaması. Bunun için uygun olan ise birdiyetisyen ve doktor gözetiminde kilo vermeniz olacaktır.

Gereken herkesin mümkünse hemen diyet ve egzersizle zayıflaması gerektiğini sıkça vurguluyorum. Fakat unutulmamalıdır ki maalesef diyet belirli bir kilo sınırının üzerine çıkmış insanlarda pek de işe yaramıyor. Bu kilo sınırı yaklaşık olarak boyunuzun 30-40 kilo üzeridir. Bu kilolara ulaşanlarda diyetle zayıflama olasılığının yaklaşık olarak %3 olduğu gösterildi. Burada yapılması gereken kilolar başını alıp gitmeden bir an önce zayıflamak için gerekli diyetin başlaması gerektiğidir. Bu kilo sınırının üzerine çıkıp da diyet ile zayıflayamayanlara da obezite cerrahisini öneriyoruz. Şunun altını bir daha çizmekte fayda var: Obezite cerrahisi (Mide küçültme/ tüp mide ameliyatı/ mide baypası/ metabolik cerrahi/ şeker hastalığı ameliyatıdiyet ve egzeriz ile zayıflayamayanlar için bir seçenektir. Herkese öncelikle en az 6 süreyle bir diyetisyen kontrolünde diyetyaparak zayıflamalarını öneririm.

Çok bilinen İsveç obezite çalışması verileri üzerinden açıklayacak olursak; Diyet ile verilen kilolar genellikle kalıcı olmamakta ve hatta bazen fazlasıyla geri alınmaktadır. Bu çalışma 10 yıl boyunca yaklaşık 4000 kişinin katılımıyla yapılmış olup, kişilerin diyet ile kilo vermesi sağlanıp uzun dönem sonuçları kayıt altına alınmıştır. Diyetisyen takibi ile yapılan bu çalışmada zayıflayan kişilerin 6 ayda ortalama vücut ağırlıklarının %1.2 sini verdikleri  fakat bu kiloları 2 sene içince geri aldıkları hatta 10 sene sonunda %1.5 daha da fazla kilo aldıkları bulunmuştur.

Çalışmanın sonuçları arasında diyet yapanların %90 dan fazlası zayıflayamamıştır. Diğer çalışmalarda da benzer sonuçlar elde edilmiştir. Bu sonuçları özetleyecek olursak; diyet yapan kişiler ilk 6 ayda yaklaşık başlangıç kilolarının %5- 10`unu verirler. Fakat 1/3- 2/3`ü 4-5 yıl içinde verdiklerinden fazlasını geri almaktadırlar. Bu yüzden obezite cerrahisi dünyada daha da popülerlik kazanmıştır. Öyle ki 2013 verilerine göre Amerika Birleşik Devletlerinde yılda 179.000 obezite cerrahisi ameliyatı yapılmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) obeziteyi 1997 de bir salgın olarak kabul etti ve obeziteyi dünyadaki en riskli 10 durumdan biri olarak ilan etti (1). 2015 itibariyle dünyada yaklaşık 700 milyon kişi obez (2). Türkiye verisi ( 2010) nüfusun % 30.3 ü obez.

Obezite erkeklerde bel çevresinin 102 cmden, kadınlarda 88 cmden fazla olası yada vücut kitle indeksinin ≥ 30 kg/m ² olmasıdır.

Peki neden diyet yapmalıyız? Burada şu yanlış anlaşılmanın önüne geçmek istiyorum: Diyet işe yaramazdır gibi bir algı oluşmamalıdır. Fakat Son dönemlerde popüler olan kısa sürede çok kilo verdiren diyetlerden uzak durulmalıdır. Zaten bir yöntem bilimsel olarak ne kadar başarılı ve kanıtlanmış ise o kadar az sayıda bulunur. Yani bu onlarca değişik diyetin varlığının, diyetlerdeki başarısızlığın bir göstergesi olduğu anlamına geliyor. Dr. Mehmet Öz`ün de dediği gibi “En iyi diyet, hayatınız boyunca yapabileceğiniz diyettir”.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, zayıfladıktan sonraideal kiloyu mümkün olduğunca uzun süre idame ettirmek gerekliliğidir. Çünkü beynimizde vücut ısımızı ayarlayan bölge, benzer bir şekilde bir nevi termostat görevi yaparak kilomuzu da kontrol etmektedir. Vücudumuzdaki hormonal her düzenlemede olduğu gibi bu da aylar sürmektedir. O yüzden ideal kilonun muhafaza edilmesi en az bir yıl sürmelidir. İşte bu yüzden obezite cerrahisinde ilk önce hastanın diyet uyumu araştırılır; en az 6 ay diyet yapılıp yapılamdığı sorgulanır. Bir örnek verecek olursak; mide küçültme ameliyatı, mide hacmini azalttığı için uyulamayan diyete devamı sağlar çünkü mide az yemekle hemen dolacağı için açlık hissi azalır. Mide küçültme ameliyatı aylarca zayıflatarak ideal kiloya ulaştırdığı için beyindeki kilo ayar bölgesini de kontrol ediyor gibi görünmektedir. Bunu destekleyen yayınlar mevcuttur.

Obezite cerrahisinin sihirli değnek olmadığı, herkesin öncelikle diyet ve egzersiz ile kilo vermesinin tavisye edildiği unutulmalıdır. Obezite cerrahisi sonrası beslenme de en az diet kadar önemlidir. Bu süreç bilinen diyetlerden farklı olduğu için sadece obezite cerrahisi konusunda profesyonelleşmiş diyetisyenler tarafından düzenlenir. Önemli bir diğer husus ise obezite cerrahisi ve özellikle de mide küçültme ameliyatlarının aşırı kilolu kişilere saklanması gerektiğidir. Çünkü aşırı kilolu kişiler diyetten en az fayda gören gruptadırlar. Zayıflamak istiyorum diyen  kişilerin öncelikle bir doktor kontrolünden geçerek, diyet listelerini kendi başlarına değil de bir profesyonel diyetisyen tarafından ayarlanan diyet yemekleri ile zayıflamaya çalışmalarını öneririm.

İncelmek için ne yapmalı? diyenlerin ilk tercihlerinin diyet ve egzersiz olmasını öneririz. Diyet ve egzersize rağmen kilo vermem durdu yada verdiğim kilodan daha fazlasını geri aldım diyenlerde ise ameliyatsız zayıflama yöntemlerinden mide balonu bir çözüm olabilir. Mide balonu obez kişilerde ( VKİ> 30) önerilir. Örneğin boyu 165 cm, kilosu 82 olan kişilere uygulanabilir. Balon ile zayıflamak isteyen ve  VKİ< 30 olanların diyetisyen takibinde olup, obezite doktoru gözetiminde olmaları halinde de uygulanabilir.

Mide balonu uygulaması esnasında yapılan endoskopi esnasında midede ülser gibi yara bulunalara, kan sulandırıcı kullananlara, mide ilacı kullanamayanlara yapılması önerilmez.

Mide balonu taktıranlar fazla kilolarının yaklaşık % 20’sini verebilmektedirler. Klinik çalışmalar mide balonu ile 6 ayda ortalama 5 kilo, balon çıkartıldıktan sonraki 3 ayda ise yaklaşık 4 kilo daha verdiklerini göstermiştir. Bu şu demektir ki; mide balonu taktıran kişinin 20 kilo vermesi de, hiç kilo verememesi de mümkündür. Bu aşamada motivasyon ve diyetisyen takibi önem kazanmaktadır.

Mide balonu uygulaması endoskopi ile anestezi altında yapılmaktadır. Mide balonu uygulamsı tecrübeli ellerde yaklaşık 15- 20 dakika sürer. Bu süre zarfında mide kamera yardımıyla kontrol edilir ve ayarlanabilir mide balonumideye yerleştirilir. Son teknoloji mide balonları kişinin kilo verme ihtiyacına göre daha az yada daha çok sıvı ile şişirilerek ayarlalanıp, mide balonu malzemesine göre 6 ay ile 1 yıl arası midede kalabilmektedir. İşlem sonrası ilerleyen saatlerde hastaneden çıkıp ev istirahatine geçmek mümkündür. Mide balonu uygulaması sonrasında yaklaşık 3 günlük bir alışma dönemi gereklidir. Bu dönemde genellikle bulantı ve şişkinlik görülür. Mide balonu ile zayıflayanlar bu dönemin genellikle kolay geçtiğini ifade etmekteler.

Diyet, egzersiz ve mide balonuna rağmen kilo veremeyen aşırı kilolu kişilerde ise gündeme obezite cerrahisi geliyor. Hangi seçeneğin sizin için en uygun olacağına obezite cerrahınızla görüşek karar vermeniz en doğrusu olacaktır. Kimler mide küçültme/ tüp mide ameliyatı olabilir sorusunun cevabı olarak obezite cerrahisi endikasyonları sayılabilir.

Bunlar:

Vücut kitle indeksinin ≥ 40 olması, yada ideal kilodan 45 kilo ve daha fazlasının olması.

Vücut kitle indeksinin ≥ 35 olması ve ek olarak obezitenin yol açtığı şeker hastalığı, yüksek tansiyon, uyku apnesi,karaciğer yağlanması, kireçlenme, kolesterol yüksekliği, sindirim sistemi problemleri ve kalp hastalıkları gibi diğer hastalıkların bulunması.

Zayıflama yöntemlerinin belirli bir müddet uygulanmasına rağmen sağlıklı bir şekilde kilo verilememiş olması.

Son yıllarda tüp mide ameliyatı olanlar ve sonuçlar göz önünde bulundurularak şeker hastalarında vücut kitle indeksi30- 35 olalanlara da obezite cerrahisi önerilmeye başlanmıştır.

Bu kriterler hastaların obezite cerrahisinden fayda görme durumları, hastaların önceki ilaç masrafları gibi değişkenler göz önünde bulundurularak sigorta şirketlerince kabul edilen kriterlerdir.

Her hasta için tek bir reçete olmadığı gibi, zayıflamak için tek bir çözüm yolu yoktur. Kişiye özel çözümler başarı şansını artırır. Hangi yöntemin sizin için en uygun olacağına karar vermek için; diyetisyen, psikolog, obezite cerrahı ve plastik cerrahı bünyesinde bulunduran ekibimizle görüşmenizi öneririm. Zinde, ince ve sağlıcakla kalın.

0 cevaplar

Cevapla

Yorum eklemek istermisiniz?
Katkıda bulunmaktan çekinmeyin!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir